*Aşağıdaki yazı, YapıKredi Yayınları’ndan çıkan Sanat Dünyamız Dergisi 160. Sayısında yayınlanmıştır.

Meydanla Diyalog

Beyoğlu, ve omurgası İstiklal Caddesi bir süredir kan kaybediyor. Caddenin ve ona açılan arka sokakların kültür sanat damarını besleyen kurumlar, kitabevleri, sinemalar farklı sebeplerle taşınıyor, kapanıyor. İstiklal Caddesi neredeyse tek tip bir kurumsal ticari faaliyetin arenası haline gelmiş durumda.

Öte yandan, 20.yüzyıl başından günümüze direnerek kalabilmiş bu bölge, “kent parçası” diyebileceğimiz büyüklükte kozmopolit bir doku olarak Türkiye’de tek. Bugünkü değişimi geçmişteki çöküş-yükseliş dizilerini akılda tutarak okuyunca iyi yapıların dokuduğu bu kentsel mekanın, yeniden içerik üretebilme potansiyelini koruduğunu söyleyebiliriz.

İstiklal Caddesi’ne dizili dükkanların sıkça değişen tabelalarının yanında köklü kurumlar bu bölgeye olan ilgilerini hiçbir zaman kaybetmediler. Yapı Kredi Bankası’nın desteğiyle  90’lı yıllardan beri faaliyetini sürdüren Yapı Kredi Kültür Sanat da bunlardan biri.

Galatasaray Meydanı’na bakan yapısında 1992’de hizmet vermeye başlayan YKKS, kısa sürede şehrin en etkili ve enerjik kültür noktalarından biri haline gelmişti. Üç kata yayılan salonlarında çok önemli sergi ve etkinliklere sahne olan merkez, 2014 yılı sonunda yenilenmek üzere kapandı; iki senelik bir inşaat süreci sonunda şimdi tekrar eski yerinde.

2011 yılında bizden, iki parsele yayılan bu kütlenin alt katlarındaki kültür sanat işlevlerini, köşedeki parselin  tamamına dağıtarak tekrar tasarlamamız istendiğinde aklımıza düşen imajlardan biri mevcut yapının pencerelerle delinmiş ikonik ve şehrin hafızasında yer etmiş cephe düzeniydi. Alman mimar Paul Schmitthener’ın 1958 tasarımı yapısı ritmik pencereleri, portikosu ve köşeyi dönen traverten kütlesiyle tipik bir modern mimarlık örneğiydi.

İstiklal Caddesi, uzunluğu iki kilometreyi bulan, yer yer eni on beş metreye dek daralan bir kanyon. Onu eşsiz yapan da bu ölçüler. İçindeki binlerce insanın devinimiyle birlikte burada dolaşmak özgün bir mekan deneyimi haline geliyor. Caddeyi çeviren yapılarsa tek boyutlu. Dar cephelerine karşılık, arka sokaklara uzanan derinliklere sahipler. Bu yüzden de cadde ve yapıların zemin seviyeleri şehrin en zengin kamusal alanı olarak yoğun bir harekete ev sahipliği ederken, yukarı katlara çıktıkça caddeyle ilişki kopuyor, yapılar tenhalaşıyor.

YKKS Binasını caddedeki diğer yapılardan ayıran en önemli özelliğe bu noktada geliyoruz işte. Tünel ve Taksim Meydanları arasında kıvrılarak uzanan İstiklal Caddesinin dar kesiti, bu yapının önüne gelince açılıyor; YKKS Binası daha Taksim’den Çiçek Pasajı’na doğru yaklaşırken farkediliyor. Tüm kütlesiyle bir meydan binası bu. Meydan ve bina arasında bir diyalog gerçekleşiyor.  Meydan binayı, bina meydanı kuruyor. Schmitthener’in yapısı caddenin karakterini oluşturan 18 ve 19.yüzyıl yapılarının bezemeli cephe karakterlerinin tersine sert cephe düzeni ve güçlü kütlesiyle Galatasaray Meydanı köşesini tutuyordu. Ancak meydanla diyaloğu yoktu.

Tasarladığımız YKKS, yeni bir bina olmakla beraber önceki binanın bir nevi dönüşümü; ondan izler taşıyor. Öncelikle kütlesi ve belirli kısımlarda cephe düzeni.  Dolayısıyla bugünkü tasarım geçmişten kopuk değil, binayı yeniden ele alıp meydana açarken orjinal yapının hatırasına hürmet gösteriyor.

Bu yenilemenin ana fikri şöyle özetlenebilir: Kamuya açık bir kültür sanat merkezini, fiziksel olarak da etrafındaki kentsel dokuya eklemek; dolayısıyla kentsel dokuyu da merkezin iç mekanına katmak; böylelikle tecrübeleri, bakış açılarını ve olasılıkları çoğaltmak.

Bu amaçla, Schmithenner’ın binasının İstiklal Caddesi ve Ara Sokak’a bakan cephelerini aynen tutarak, binanın içini boşalttık. Bu boşluk, YKKS’nin sırasıyla kitabevi, müze, sergi salonu, performans salonu, kütüphane ve nihayetinde yayınevi işlevlerinin bir rotada, rampalar dizisiyle birbirine bağlandığı bir kamusal hatta dönüştü. Galatasaray Meydanı’nın genişlediği yerde bina ve dolaşımı böylece  meydanın devamı kılınıyor; sergi ve performans mekanları hem fiziksel hem psikolojik olarak daha ulaşılır hale geliyor. Binanın kitabevi, sergiler ve salon arasındaki iç dolaşımı bir canlının iç yapısı gibi meydan tarafından izleyenler için sergilenirken, öte yanda binaya tırmanan izleyici çeşitli işlevler arasındaki seyahatinde İstiklal Caddesi ve Galatasaray Meydanını farklı açı ve yüksekliklerden tecrübe etme fırsatı buluyor. Binanın meydana açılan cephesi kaldırılarak teşkil edilen eyvan binaya ve kente ait bir ara mekan. Ziyaretçilerin cadde ve meydanı seyrederken salonlara girip çıkacağı bu mekan bu arada salonlardan en büyüğü. Cadde tarafındaki kamusal dolaşıma açık (Schmitthener’ın tasarımına döndürülen) portiko ile meydana bakan rampa ve sahanlıklar dizisi ileriye dönük bir “sergi mekanı olma potansiyeli” ni taşıyor. YKKS koleksiyonundaki en önemli eser Akdeniz Heykeli, burada yapının olduğu kadar, meydanın ve kentin de bir parçası haline geliyor. Kuzeye bakan bu eyvan mekanını meydandan neredeyse yok denecek kadar şeffaf bir cam cephe ayırıyor.

Yapıdaki işlevleri aşağıdan yukarıya sıralayınca YKKS’nin yoğun programıyla ziyaretçilerin tüm gün vakit geçirebilecekleri bir kültür sanat durağı olacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Zemin katta, portikodan girilen, asma katlı Yapı Kredi Yayınları Kitabevi bulunuyor. Burada çocuk kitapları için ayrı bir mekan ayrılmış. Küçük bir kahvesi var. Kahveye bitişik kısımda ise imza günleri, küçük söyleşiler ve çocuk atölyesi etkinlikleri gerçekleşecek.

Rampanın ilk durağı Müze. Kitabevinin asma katını saran, dolayısıyla kitabeviyle görsel iletişimi olan bu U mekan Vedat Nedim Tör Müzesi.

Rampanın ikinci durağı sergi salonu. İki katı kaplayan ve bir galeriyle içeriden bağlanan bu mekanda YKKS’nin ikibinli yıllarda hatırladığımız büyük sergileri gerçekleşecek.

Rampanın üçüncü durağı Akdeniz Heykeli. Gayrettepe’de, daha sonra geçici olarak Galatasaray Meydanı’nda ve son olarak da Levent’te Yapı Kredi Genel Müdürlüğü önünde duran bu önemli eser, YKKS koleksiyonunda nihai yerine kavuştu.

Rampanın bittiği yer dördüncü durak. Büyük salon. Meydana ve şehre yukarıdan bakan bir loca. 120 kişilik. Konser, söyleşi, tiyatro, dans gösterisi, kokteyl gibi etkinliklerin yapılabileceği çok amaçlı bir salon.

Kütüphane ve yayınevi ofisleri beş, altı ve yedinci katlarda ana dolaşımdan kopmuş ve sakin bir çalışma ortamı oluşturacak şekilde kurgulandı. Yedinci ve son kat, eyvanın tavanını teşkil ediyor. Bu kat yapısal olarak eyvanın doğu ve batı cephe duvarlarına oturtulmuş kat yüksekliğinde bir makas ile taşınıyor. Bir balkonla meydana ve ileride İstiklal Caddesi’ne açılıyor.

 

Mevcut YKKS yapısının yeni tasarıma dönüştürülmesi yapısal olarak en azından bir özeti hak ediyor. Mevcut binanın kat hizaları, dikey taşıyıcıları ve iki cephesi (İstiklal Caddesi ve Ara Sokak cephesi) yeni tasarımda da korundu. Bazı salonların basık olmasının sebebi bu. Daha sonra yapı üstten başlayarak yıkıldı. Yan duvarlar güçlendirildikten sonra alttan başlayarak katlar inşa edildi. Güçlendirilmiş yan duvarların (doğu ve batı cepheler) üzerine oturan bir kat yüksekliğindeki makas, yedinci ve son katı taşıyordu. Son olarak da bu makas ile bodrum kat perdesi arasına gerilen çelik halatlara meydana bakan cam cephe asıldı.

YKKS’nin, Paul Schmitthener’in 1958 yılına tarihlenen yapısının izleri üzerinden tasarladığımız yeni binasının, kurumun enerjik yaklaşımı ve yaratıcı işbirlikleriyle önemli sergilere ve etkinliklere ev sahipliği edeceğini biliyoruz. YKKS’nin İstanbul kültür sanat haritasındaki odağı yeniden ve güçlü bir şekilde İstiklal Caddesi’ne kaydıracağını düşünüyoruz.

2018-04-12T19:59:07+00:00 October 3rd, 2017|