Şifre Çözücü: Yapı Kredi Bankası Bankacılık Akademisi | Berin Gür | Mimarlık Dergisi | sayı 364

Berin F. Gür Doç. Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü

 

MİMARLIK dergisinde “mimarlık eleştirisi” yazılarına, 2010 Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde ödül alan / ödül adayı olan yapılarla devam ediyoruz. Yazar, 1998 yılında John McAslan ve Ortakları’nın tasarladığı YKB Bankacılık Üssü’nü “arka plan”, Teğet Mimarlık tarafından tasarlanan ve ödüle değer görülen YKB Akademisi’ni “arka planın şifrelerini çözen ve açığa çıkaran figür” olarak ele alıyor.

 

Bu yazı, Yapı Kredi Bankası (YKB) Bankacılık Akademisi üzerine bir çözümlemedir. Çeşitli ödüller1  alan yapı, finans kuruluşları ile gireceği rekabette, bankacılık süreçlerinin teknolojik altyapısını  oluşturmaya yönelik stratejileri geliştirmek için tasarlanan Gebze’deki YKB Bankacılık Üssü’ne bir ektir.

1990’lı yılların sonunda çekilen reklam serisinde rakip kuruluşlar, bankacılık alanında geliştirilen yenilikleri ele geçirmek üzere üsse casus kamera yerleştirip yapıyı uzaktan takip ederler. Bu yazının başlığına esin kaynağı olan reklam serisi uzaktan izlenen ama ulaşılamayan, kendini gizleyen bir üssü resmeder. Bugün üssün gizli şifrelerini, kurallarını çözerek “ulaşılır” ve “görünür” kılan Akademi binasıdır. Bu nedenle, Akademi binası üzerine bir çözümleme “arka planı” (Üs) olmadan ve anlaşılmadan yapılamaz. Bu anlmada Üs, bu yazının da arka planını oluşturmaktadır. Akademi ise arka planın şifrelerinin çözen ve açığa çıkaran ”figür”ü olarak ele alınır.

YKB BANKACILIK  ÜSSÜ: ALTYAPISAL ÇERÇEVE

1998 yılında kullanıma açılan Üs, John McAslan ve Ortakları tarafından tasarlanmıştır.2 Architectural Review dergisinin “Orta Doğu” başlıklı sayısında yayımlanan makalede, üstü kapalı iç sokaklarıyla geleneksel pazar yerine gönderme yaptığı belirtilen yapı, “Orta Doğu mimarlığına çağdaş bir katkı” olarak sunulur.3 Yapının kullanıma açılmasıyla bankanın reklamları burada çekilir; Üs bankacılık anlayışında yeniliğin temsili olarak “yeni yüzyılın gereksinimini olan altyapı ihtiyacını karşılayan” ve “bankanın teknoloji mimarisini değiştiren” bir yapı olarak sunulur. Rakiplerin yapı içerisine casus kamera yerleştirmesini konu eden reklam serisi, Akademinin konumladığı, o zaman için boş olan noktayı odağa alarak Üsse uzaktan bakan bir imajla sonlandırılır.4 Geleneğe vurgu yapan makale ile yenilik ve değişimi öne çıkaran reklamlardaki birbirini tamamlayan farklı algıların ortak noktası, Üste kullanılan teknolojinin mimarisidir.

Endüstriyel peyzaj içerisinde yer alan ve arsayı bölen dar bir vadi üzerinden geçen köprüyle ulaşılan yapı grubu, yapay bir topografya üzerine kurulmuştur. Üs, dışarıdan bakıldığında gösterişten uzak, kendini gizleyen, “söz”süz, “yön”süz, “yer”siz ve fakat içeriden baktığınızda teknolojinin abartılı kullanımıyla kendini dışa vuran, gösterişli ama içe dönük bir yapıdır.

Yapı grubu, 10 adet  35 x 35 metrelik avlulu bağımsız ofis  birimlerinin 10  metrelik iç  sokaklar ile  bir  araya gelmesinden oluşmaktadır. Batı ve güney köşedeki, 35 x 35 metre kare plan olarak izleri bırakılan fakat inşa edilmeyen ofis birimleri bitmemişliği vurgulamakta, yapının zaman içinde ihtiyaca göre çoğalarak, eklenmeler ile büyüme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Dışarıya sır vermeyen bu yapı mimari sözünü, bağımsız birimlerin nasıl ekleneceği ve neyin tekrar edeceği konusunda kompozisyona dair ilkeleri koyarak söylemektedir. Yapı geometrik ilişkiler sistemini kuran bir dolaşım ve işleyiş şeması niteliğindedir. Yapılacak eklemeler ve tekrar için belirlediği ilkeleriyle dayatmayan ama yol gösteren, farklı mimarların da mevcut olana eklemlenebileceği “altyapısal bir çerçeve” kuran “şema yapı” olarak çalışmaktadır. Bankacılığın teknolojik altyapısını oluşturacak stratejileri geliştirmesi amaçlanan Üs, mimari anlamda da altyapısal bir çerçeve çizmektedir. Bu çerçeveyi oluşturan elemanlar, ızgara plan6, iç sokak ve merdiven kovasıdır. Elemanları biraraya getiren ve tekrar eden ilkeler çerçevenin sistemini kurar. Asgaride tutulan bu rasyonellik, arka planda süreklilik sağlayarak ek yapılara mekânsal ve biçimsel bir kısıtlama getirmeden sadece birimleri birbirine bağlamaktadır. Mevcut çerçevenin en önemli ilkesi, yeni birimlerin iç sokak ile ilişkilenerek yapı grubuna eklenmesidir. Bu ilişkinin nasıl kurulacağı ise mimarın seçimi olacaktır.

Izgara (grid), “söz”süz, “yer”siz, “zaman”sız ve “anonim”dir diyen Rosalind Krauss’a göre kendinden başka bir şeye işaret etmez, kendine referanslıdır.7 Endüstriyel peyzaj içerisinde yer alan Üs kendi referans sistemini üreten bir yapıdır, çevresel tek belirleyici arsanın sınırlarıdır: Izgara, mekân örgütlenmesi ve büyüme için bir altlık kurar, bağımsız birimleri üretir. Izgara plan, kayıp merkezi ve hiyerarşiyi, yönsüzlüğü, “yer”sizliği, bitmemişliği ve büyümeyi ifade eder. Mekânsal düzenlemeler iç sokaklar sistemiyle belirlenir. Sokaklar bir duvarın tuğla blokları arasındaki derz görevini gören, bağımsız birimleri birbirine bağlayan ve aynı zamanda ayıran dolgudur. Servislerin (merdiven kovaları ve ıslak hacimler) ofis birimlerinin dışına alınarak sokak üzerinde otonom elemanlar olarak konumlandırılması, kapalı ofis hacimlerini rahatlatan ve özgürleştiren bir tutumdur.

McAslan’ın bankacılıkla ilgili işlevleri, sosyal alanları ve servisleri barındıran bir yerleşke olarak tasarladığı Üs,
1950’li yıllarda Team 10 üyelerinin projelerinde uyguladığı ızgara plan, iç sokak, tekrar eden birimler, kümeler, eklenme, çoğalarak büyüme gibi bazı tasarım ilkelerini hatırlatmaktadır. 1960’larda Allison ve Peter Smithson tarafından “sürekli arka plan” (permanent background8), 1990’ların sonunda ise Stan Allen tarafından “yönlendirilmiş alan” (directed field9) kavramlarıyla tartışılan konu bütüncül bir sürecin tasarımıdır: Sabit yapı elemanları ve örgütlenme ilkelerini belirleyen (altyapısal) çerçeveyi oluşturarak, zaman boyutunu sürece dahil eden; yapıyı değişime, büyümeye eğilimli kılan; farklı mimarların katkıda bulunabileceği bir tasarım anlayışından bahsedilir. Eklenerek büyümeye eğilimi olan Bankacılık Üssü’nün arka planda tariflediği altyapısal çerçeve, bütüncül bir tasarım sürecinin en önemli garantisidir.

Akla gelen ilk sorulardan biri, McAslan’ın zaman içinde büyüme ihtiyacı olacağı öngörüsünden hareketle yapı grubunu tasarlarken, neden özellikle bu iki köşeyi boş bırakmayı tercih ettiğidir. Bağımsız birimlerin kompozisyonu arsanın sınırını oluşturan ıstanbul-Ankara Karayolu ve arsayı bölen dar vadiye göre belirlenmiştir. Boşlukların ise köprü ile ulaşılan ana girişin simetrik olarak her iki köşesini tutuyor olması, yer seçiminin tesadüfi olmadığını düşündürmektedir. Bu, bağımsız birimlerin farklılaşmadan ve tekdüze tekrar ettiği mevcut durumda ana girişi ön plana çıkarmak için yapılan bir hamle olarak görünmektedir. Boşlukların farklı topografik özelliklere sahip olması daha sonra yapılacak ekler için en önemli belirleyicidir. Batı köşe topografyanın keskin düşüş yaptığı bir konumda yer alırken, güney köşe topografyanın yükseldiği bir konumdadır.

EK YAPILAR

2007 yılında Üssün yeni yapılacak eklentilerle büyütülmesine ve ilk etapta, bankanın Türkiye çapında kurum içi eğitimlerinin verileceği bina olarak Akademinin, batı köşede yer alan boşluğa inşa edilmesine karar verilmiş. Teğet Mimarlık’ın ortakları Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar tarafından tasarlanan Akademi, 2009 yılında hizmete açılmıştır.10 Aynı ekip tarafından çok kısa bir süre sonra ikinci etapta öngörülen diğer eklentiler tasarlanmış ve kullanıma açılmış, mevcut sokakların canlandırılması için öneriler geliştirilmiştir. Güney köşedeki ek yapı, bankanın arşiv-çağrı merkezi-restoran (AÇMR) işlevlerini yüklenmektedir. Spor salonu eklentisi, servis avlusu olarak kullanılan alanda mevcut betonarme taşıyıcılar üzerine oturtulan çatı kirişleriyle oluşturulmuş bir mekândır. Bu eklentiler Üssün yerleşke kimliğini daha da pekiştirmiştir.

Akademi binasını, farklı etaplarda yapılan eklentilerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve McAslan’ın yerleşkesi içe risindeki konumlarını düşünerek değerlendirmek gerekir. Yerleşkeye yaklaşımda ilk algılanan ve topografyanın düştüğü noktaya 10 metrelik konsol yaparak açılı konumlanan Akademi “figür” olarak ortaya çıkar. Buna karşılık, AÇMR ve spor salonu mevcut yerleşkenin çatı kotunu devam ettirir. Topografyanın yükseldiği noktaya oturan AÇMR, araziye saplanıp doğanın içinde kaybolur, yerleşkeyle bütünleşir ve eksik olan arka planı tamamlayarak Akademinin figür olarak öne çıkmasını destekler.

Yerleşkede yer alan birbirine eş 10 adet birimden farklılaşarak tasarlanan Akademi binasıyla ilgili sürece dair bir bilgiyi vermek yerinde olur. Üssün geliştirilmesi yönünde verilen karardan sonra Akademinin tasarımı için ilk önce yerleşkenin mimarı McAslan’dan öneri istenir. McAslan önerisinde, batı uçtaki boşluğa bir tane daha
35 x 35 metrelik bir birim koymaz: Mevcut sokağı devam ettiren, fakat bu sokağa dik saplanan ikincil iç sokakları ile tekrar eden birimlerden farklılaşan, kompozisyonu değiştiren bir öneri getirir. Öneri, “McAslan ek bina olarak tekrar eden birimlerden bir tane daha koysaydı bu projeyi tasarlamazdık”11 diyen Akademi binasının mimarlarını rahatlatmıştır.

AKADEMi-ÜS ÜZERiNE ÇÖZÜMLEME

Akademinin Üssün batı köşesine konumlanmasıyla ortaya çıkan figür-arka plan ilişkisi, yerleşke içerisinde farklı bir şekilde öne çıkar. Yerleşkenin dışarıdan algılanan sert ve gösterişten uzak ifadesi içeride tamamen farklı bir tablo çizmektedir. Teknolojinin mimarisi ve yapısı ile kırılarak mevcut ilişkiler düzeni dönüştürülür, figürler arasındaki dizilimi çözen yeni bir ilişkiler sistemi kurgulanır. Böylece, farklı bir “figür-bağlam,” “figür-arka plan” ve “figür-obje” ilişkisi tanımlanır.

Figür–Bağlam

Akademinin öncelikli bağlamı, eklemlendiği Üs ve altyapısal çerçevesidir. Endüstriyel peyzaj panoraması ve Marmara Denizi binanın nereye yöneleceği konusunda belirleyicidir.

Yapay bir topografya üzerine oturtulan Üs, çevreden gelen bir referans sistemine göre biçimlendirilmemiştir; “yer”e ait değildir, “yön”süzdür. Arsayı bölen vadiden dolayı köprü ile ulaşılabilen yerleşke, hem uzaklaşmak hem de yakınlaşmak istercesine kendisini dışarıdan soyutlamaya çalışır. Buna karşılık, Akademi binasının endüstriyel peyzaja ve manzaraya yönelmek üzere açılanarak konumlanması; yerleşkeden gelen ve yapı içerisinde devam ettirilen sokağı, manzaraya açmak üzere kırarak yönünü değiştirmesi, Üssü bağlamlaştıran, “yer”e oturtan, “yön” veren bir harekettir.  Bu hareket iki kutuplu bir sonuç üretir: Hem Akademi objeleşir hem de Üs bağlama oturur. Benzer bir hareketi McAslan’ın Akademi için yaptığı öneride, batı köşesini farklılaştıran tutumunda da görürüz.13

Akademi “mevcut binanın deforme olmaması adına” Üsse minimum dokunarak “naif bir rüzgarlıkla bağlanır”.14 Akademinin altyapısal çerçeveye eklemlendiği nokta, sokağı sonlandıran merdiven kovasının yeni bir kütlenin geleceğini ilan edercesine dışarıda ve boşta bırakılan 4. köşesidir. Genel olarak yerleşkede, bu boş köşe dışında, merdiven kovası 4 noktadan 4 bağımsız ofis birimine bağlanır.  Akademi, yerleşkenin batı köşesindeki merdiven kovasının boşta kalan 4. köşesine gelip dokunur. Ofis birimlerinin bağlanma biçimine de bir gönderme yapan Akademinin çerçeveye, boşta kalan bu bağlantıya eklemlenmesiyle merdivenin eksik olan köşesi tamamlanmış olur.

Yerleşkedeki diğer eklentiler, sokağın uçlarının açık olduğu noktalardan sokağı rampalaştırıp uzatarak çerçeveye bağlanır. Burada, eklentilerin çerçeveye bağlanması ile ilgili dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta şudur: Akademi merdiven kovası ile tıkanmış olan sokağı açarak, yapı içinde devam ettirip manzaraya yöneltir; AÇMR ve spor salonu ucu açık olan sokağı rampa olarak devam ettirir, girişlerini alır ve sokağı sonlandırır. Yerleşkeyle ilişkilenmede eklentilerin oturduğu topografya belirleyicidir. Akademide sokak, topografyanın düştüğü yerden peyzaja açılmak üzere devam ederken, diğer ek yapılarda sokak, topografyanın yükseldiği noktada sonlanmak durumundadır.

Figür–Arka Plan

Üs, Akademinin hem mekânsal kurgusunda hem de peyzaj içerisinde arka planını oluşturur. Genel olarak, çerçeve içerisine bir figür çizdiğinizde onun bütünleyicisi olan arka planı da üretirsiniz. Üste bu ilişki tersyüz edilmiştir. McAslan figür için önce arka planı üreterek çerçeveyi oluşturur, fakat figürü, vurucu ve tamamlayıcı hareketi sonraya bırakır. Mevcut çerçevede, Akademinin yer aldığı boşluk, yerleşkeye yaklaşırken ilk algılanan ve topografyanın düştüğü konumda olması sebebiyle de figürleşmek için en uygun noktadır. Bu nedenledir ki, McAslan da ek yapı olarak on birinci 35 x 35 metrelik ofis birimini önermez; çerçeveyi tamamlayacak farklı bir kütle, bir figür arayışına girer.

Yerleşkenin altyapısal çerçevesi altlık görevi görür. Akademiyi mevcut olana entegre ederek arka planda bir süreklilik kurarken, aynı zamanda farklılaşmanın zeminini hazırlar. Örneğin, Akademinin yakın dış peyzajını ve “tabla”sını oluşturmak üzere eksik birimin izlerini takip eden çakıl havuzu arka planda sürekliliği sağlar. Eksik olan “tekrar eden”i hatırlatır. Bina ise açılı konumuyla figürleşerek tablanın üzerinde yükselir. Akademi mevcut sokağın devam ettirilmesiyle Üssün iç dolaşımına entegre olur. Bu anlamda bir sürekliliğe karşın, ofislerin dışında bırakılan sokağın binanın içine alınmasıyla mevcuttan farklılaşır. “Farklı olanın tekrarı” altyapısal çerçeveyi ve dolayısıyla arka planı zenginleştiren, onun potansiyelini açığa çıkaran bir durumdur.

Konsolu ve mevcut dizilimi şaşırtan açısıyla farklılaşan, böylece arka plandaki düzene karşı duran Akademi, kütlesi ve arka plan karşılıklı olarak birbirini var eder. Akademi, tek başına arka planı olmadan peyzaj içerisinde kendini var edemeyip yalnız kalabilir, binanın omurgası olarak çalışan sokak ise sorgulanabilirdi. Figürü üreten her karar, kullanılan her mimarı eleman arka planı ile meşrulaşmaktadır. Buna karşılık, Üssü görünür kılan ve “yer”e bağlayan Akademidir. Akademi yapısıyla bütün çerçeve bir dinamizm kazanır ve tamamlanır.

Figür–Obje

Mimarları, Akademinin yerleştiği batı köşesini “halihazır yapıların fonunu oluşturan bir odak noktası,” Akademiyi “köşe vurgusu ile bu odağa yerleşen bir obje” olarak değerlendirir.15 Üssün bütününü en iyi gördüğünüz an, batı köşesinin odağa oturduğu, yerleşkeye yaklaşım anıdır.16 Teğet Mimarlık bu “an”ı ve odak noktasını çok iyi değerlendirerek, McAslan’ın çerçeveye perspektiften gittikçe küçülerek giren birbirine eş birimlerden oluşan arka planına tam cepheden “poz veren”, arka planın aksine kendini gösteren “obje” niteliğinde bir bina tasarlar. Böylece, nötr bir arka plana karşılık kütlesiyle faklılaşan Akademi bağımsızlığını ilân ederek arka planın “simgesel obje”si olur. Bakır cephesiyle de var olanla zıtlaşarak hem kendini obje olarak hem de Üssü bir bütün olarak vurgulayıp bitmemiş projeyi sonlandırır, eksik çerçeveyi tamamlar.Akademi sadece kütlesi ve cephesiyle değil programıyla da “simgesel” obje niteliğindedir; kurum içi eğitim veren bir yapı olması simgesel gücünü pekiştirir.

ÇÖZÜLEN ŞİFRELER

Reklamlarda casus kamera yerleştirilerek yeniliklerle ilgili sırları ele geçirmek isteyen rakiplerin yapamadığını Akademi binası gerçekleştirir. Dışarıya sır vermeyen yerleşkenin şifrelerini çözen ve açığa çıkaran Akademi, Üssü görünür kılar. Aslında yerleşkenin dışarıdan baktığınızda açığa çıkamayan “gizli” kuralları içeriye girdiğiniz anda yavaş yavaş kendini ortaya çıkarmaya başlar. Altyapısal çerçeveyi oluşturan ve asgaride tutan bu kurallar, Akademide “yapısal-mimari” anlamda “gerçek” karşılığını bulur. Akademi mevcut çerçevenin kurallarını ve mimari elemanları (sokak, köprüler, amfileşen merdiven) “farklılaştırarak tekrar” eder. Farklılaşma, “harfi harfine uygulanmış” (literal), “işlevsiz” mevcut elemanlara (örneğin, sokak ve merdiven) program yükleyerek ve yorumlayarak onları mimarileştiren tutumdur. Yerleşkede sokak bir noktadan diğer bir noktaya varan çizgisel hattır, daha fazlası değil. Akademide sokak sosyalleşme ve etkinlik alanıdır. Mevcut kurallar ve elemanlar Akademide alenileşir ve binanın gündelik yaşamına dahil olur.

Akademide eğitim işlevi, binanın tümüne yayılmıştır. Çeşitli amaç ve büyüklükteki sınıflar dışında “kullanıcının dolaştığı her mekân, her an yaratıcı bir eğitim aktivitesine ev sahipliği”17 yapmak üzere ele alınmış; altyapı18 mekânların esnek kullanımı gözetilerek çözümlenmiştir. İki kol ve arasındaki iç sokaktan oluşan kütlede, kollar farklı kullanımlara göre yeniden düzenlenebilecek şekilde prefabrik duvarlarla bölünmüş bağımsız mekânları (sınıflar, ofisler, kütüphane), orta alan ise sosyal mekânları (yemekhane, amfi-merdiven) barındırır. Servis korları her iki kolun merkezine yerleştirilmiştir.

Yapının geneline göre sokak genel yoğun eylem alanlarını kollar ise daha sessiz ve özel alanları içerir. Prog- ram paketlerinin bu anlamda ele alınışına karşılık, sosyalleşme alanı olan sokak ve sınıfların yer aldığı kollar arasında hiyerarşik bir düzenleme yoktur; sokak ve kollarda yer alacak aktivitelerin karşılıklı etkileşimleri ile gelişecek olan anlık durumlar ve tesadüfi karşılaşmalar daha önemli olmaktadır. Sürekli değişen bir sirkülasyona sahip Akademide, mekânların esnekliği vurgusuyla kullanıcı etkinliklerini çeşitlendirecek ve tüm yapıya dağıtacak bir düzen getirmek, program elemanlarını örgütleyerek yoğun eylem alanları ile sessiz özel alanları ilişkilendirmek amaçlanır. Temel tasarım aracı olarak sokak, bu çok katmanlı ilişkileri kurgular.

Sokak

Yerleşkeyle arka planda sürekliliği sağlayan sokak, etkinlikler ve dolaşım için aynı zamanda da düzen ve bütünlük için tasarlanmıştır: Mekânları düzenleyen ve etkileşimleri üreten fiziksel ve sosyal bir araçtır.

Yerleşkede ofis birimlerinin dışında bırakılan sokağı besleyen etkinlikler sınırlıdır. Girişler dışında sokakla hiçbir bağlantısı olmayan ofislerin dış cidarı sokak için keskin bir sınır tarifler. Bu nedenle, sokak tekrar eden eş birimler arasındaki bir geçiş elemanı olarak çalışır. Köşelerdeki ofis girişleri, çizgisel dolaşım hattı üzerinde noktasal bir bağlantı sağlar. Dolaşımda çizgisel bir süreklilik ifade eden sokak, merkezî mekân kurgusu olan ofislerde aniden kesintiye uğrar; kare plana köşelerinden dokunarak birimlerin girişinde son bulur. Sokağın süreksizliği, kullanıcının hareket düzenindeki ani kesinti ve değişim ofis girişlerinde kişiye kararsızlık yaşatır ve onu yönlendiremez.

Buna karşılık Akademide, yerleşkeden gelen çizgisel dolaşım bina içerisinde de devam ettirilerek dolaşımda süreklilik sağlanır; iç mekânlar ve kullanımlar sokağa açılır; manzaraya yönelmiş sokak, farklı etkinlikleri ba- rındırabilen bir sosyalleşme alanıdır. Mevcut yerleşkedeki işlevsiz ve çıkmaz sokaklara program yüklenerek canlandırılır, dışarıya açılır ve Akademinin gündelik yaşamını üreten sosyal bir mekân olarak açığa çıkarılır. Sokak toplanma, buluşma, dinlenme, eğlenme, yeme içme ve alternatif eğitim mekânıdır. Diğer bir taraftan, mekânlar ve dolayısıyla kullanıcılar arasındaki ilişkiler ölçeğini kuran altyapısal bir elemandır; yoğun eylem alanları (sosyal mekânlar)-sessiz alanlar (sınıflar), genel-özel, biraraya gelme-ayrışma anları arasındaki ilişkileri kurgular. Sokak kullanım esnekliğini, sosyal iletişimi, mekânsal ve sosyal örgütlenmeyi sağlayan bir hareket sistemidir.19

Merdiven ve Köprü

Şifresi çözülen diğer elemanlar merdiven ve köprüdür. Akademi binasında merdivenler ve köprüler sokağın uzantısı olarak çalışır. Merdivenler sokağı devam ettirerek sosyalleşme alanlarını yapının bütününe dağıtırken bir yandan da bu alanları birbirine bağlar. Eğitim binasında sokak, merdivenlerle ulaşılan ve köprülerle bağlanan, manzaraya ve peyzaja açılan toplanma ve teneffüs alanlarını üretir. Başka bir deyişle, sokak ve köprüleri sınıfların yer aldığı kollara sızarak sosyalleşme mekânları ile eğitim mekânlarının (sınıflar) ara kesitini oluşturur. Eğitim sınıflardan sokağa taşar; sokak eğitimin bir anlamda özgürleşerek devam ettiği alternatif mekândır.

Bodrumdaki toplantı salonunun fuayesinden en üst kattaki çok amaçlı kullanılabilecek büyük köprüye dek tüm kat ve köprüleri birbirine bağlayan giriş kattaki havuzdan çıkan çelik merdiven, dolaşımı sosyal bir deneyime dönüştürür. Çelik merdivenin ve köprülerin şeffaflığı sokağın sürekliliğini ve katlar arasındaki etkileşimi daha da güçlendirir. Son kattaki büyük köprü, Marmara Denizi’ne bakış vermek üzere açılı konumlandırılır. Bunun yanında, giriş katta başlayan geniş merdivenler, sokağı bir alt kata devam ettirerek endüstriyel peyzaja yönelmiş yemekhaneye ve devamında dışarıya ulaştırır. Basamaklar amfileşerek konferans, sinema ve gösteri gibi farklı büyüklüklerde etkinliklere imkân tanır. Amfi-merdiven, Üssün sokağı üst kotlara taşıyan ve fakat merdiven korlarıyla önü tıkanmış olan geniş basamaklı merdivenlerine gönderme yapar. Bu merdivenler ve üst katları birbirine bağlıyor görünen açık köprüler aslında pek kullanılmayan, bu nedenle anıtsal nitelikteki görsel elemanlara indirgenmiş durumdadır.

Akademi geçirgen bir yapıdır. Mevcut yerleşkedeki durumun aksine, sokak, merdivenler ve köprüler aracılığıyla kurulan bu geçirgenlik bina içinde bulunduğunuz her noktadan her mekânı, etkinliği ve herkesi görmenizi, izlemenizi sağlar. Yoğun eylem alanları ve sessiz alanları arasındaki çok katmanlı ilişkiler şeffaflaşır.

“GİZLİ EŞİKLER”

Tasarlanmış ikircikli durumlar Akademi yapısının “gizli eşik”lerini oluşturur. Yoğun eylem alanları-sessiz alanlar, genel-özel, iç-dış, toplanma-dinlenme, vb. arasındaki ilişkiler ölçeğinin belirlediği bu eşikler yapının tamamına dağılmıştır: Her mekânda her türlü etkinlik bir arada örgütlenebilir, mekânlar aynı anda zıt ikili durumları (örneğin: genel-özel, iç-dış) barındırabilir. Eşiklerin “giz”liği ise bu ikircikli durumlara rağmen, Akademinin şeffaf ve geçirgen yapısı sebebiyle deneyimin sürekliliğinden kaynaklanır. Katedilen mesafe ve geçirilen zaman yapı içindeki hareketi sosyal bir deneyime dönüştürür. Tesadüfen, anlık veya planlı olarak gelişecek aktivitelerin çeşitliliği ve değişkenliği deneyimi daha da zenginleştirir. Sokağa açılan her kapı, yapılan her bağlantı eşikleri tarifler. Sürekliliği kesilmeden devam eden sokak, kullanıcının deneyimlediği gizli eşiklerden oluşan bir güzergâh, farklı etkinliklere imkân tanıyan sosyal alanların toplamıdır. Mevcut merdiven kovasına naifçe dokunan Akademinin girişi “iç”te mi “dış”ta mı olduğunuzu anlayamadığınız tasarlanmış bir eşiktir. Akademiye giriş bina içerisinde daha da “ertelenir,” hem içeride hem dışarıda olma durumu sokak boyunca devam ettirilir. Bu ikircikli durumu destekleyen mimari eleman, renkli kayar panellerle tasarlanmış iç cephedir. Merdiven kovasıyla gerilimli bir dokunma ve/veya dokunmama halinde olan iç cephe, sokağın cephesini oluşturarak binanın içine alır. Akademinin yerleşkeye bağlandığı noktada dışarıda kalan bir cephe iken bir anda yapının içine girip iç cepheyi oluşturur.

Sokak boyunca devam eden bu anlık geçişler, başka bir deyişle gel-gitler deneyimlenen gizli eşiklerdir.

Kayar paneller, kullanıcının belirlediği sürekli değişen bir sokak cephesine imkân verir. Bu anlamda, yapıda geçirgenlik, sınıflar ve sosyalleşme alanları arasındaki eşikler kullanıcıya bağlı olarak şekillenir. Kollarda sokak, sınıfların cidarı ile hareketli iç cephenin sınırları arasında serbestçe dolaşır; biraradalıktan dolayı oluşan eşikler, genel ve özel alanları bağlayan ara mekânlardır.

Çeşitli amaç ve büyüklükteki sınıfların, ofislerin ve kütüphanenin yer aldığı kollar, iki cephe arasına yerleştirilmiştir. Bakır dış cephe ile renkli ve hareketli iç cephe arasında kalan eğitim mekânlarında kullanıcı iki farklı durumu aynı anda deneyimler: Bakır cephesiyle dışarıdaki sert peyzaja karşı “dingin” bir tutum sergileyen yapıya karşılık, renkli cephesiyle canlı ve değişken iç dünyaya açılan bir yapı deneyimlenir. iç ve dış cephenin birbirinden bağımsız çalışması bu ikili durumun biraradalığını destekler.

Çift cephe olarak tasarlanmış dış cephenin birinci cephesi pencereler, menfezler, yağmur olukları, yangın merdiveni ve iskelenin yer aldığı mekanik bir sistem olarak çalışır. Mekanik sistemin üzerine giydirilen ikinci cephe bakır panellerle biçimlenmiş deneysel bir çalışmadır.20 Bakırın çizdirilerek gerdirilmiş halinin kullanıldığı cephede levhalar farklı yönlerde çevrilerek monte edilir, böylece farklı açılardan bakıldığında farklı şeffaflık değerleri veren “pikselleşme”21 hissi yaratılır. Bakır cephe “canlı bir organizma” gibi değişkendir. Gün içinde farklı davranan, kuzey ve güney cephesi birbirinden farklılaşarak yıllanacak bir bina ortaya çıkartır.22 “Obje” niteliğindeki Akademi, doğayla uyum içinde yıllanarak yaşadığı “yer” ve zamanın bir parçası olur.

Sonuç olarak, Akademi mevcut bir yapı grubuna eklemlenme konusunda somut “örnek problem çözümüdür”.23 Eklemlenmenin getirdiği mimari problemlere yaratıcı çözümler üretir ve yeni örnek çözümlerin önünü açar. Yerleşkenin tariflediği altyapısal çerçeveye eleştirel bir mesafeden bakar, varolan bilgiyi keşfeder ve bu bilgiyi “farklılaştırarak tekrar” edecek araçları sunar. Yapı alternatif bir figür-arka plan arayışıyla mevcut birimleri üreten dizilimi değiştirir, sokağı yeniden yorumlayıp işlevlendirerek bağımsız birimleri bir arada tutan bütünü, başka bir deyişle arka planı açığa çıkartır. Öyle ki, Akademi (figür) ve Üssün (arka plan) varlığı birbiri üzerinden meşrulaşır. Arka plandaki sürekliliği sağlayarak farklılaşan Akademi, duygu ve düşüncelerimizi harekete geçiren, Bankacılık Üssü ve diğer ek yapılarını, endüstriyel peyzajı, Marmara Denizi’ni ve kullanıcıları dahil eden zengin bir içerik sunar.

 

Berin F. Gür Doç. Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü

 

 

1. Archdaily “Eğitim Yapıları” (2009) ve 2010/12. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nde “Yapı Dalı Başarı Ödülü” almıştır.

2.Yapının mühendisliğini Ove Arup ve Ortakları üstlenmiştir.

3. Harvey, 1998.

4. “Tık tık eyi günler” repliğiyle yer eden Ali Taran’ın çektiği reklam serisi için bakınız:http://alkislarlayasiyorum.com/iceri k/25062/yapi-kredi- bankacilik-ussu ve http://www.youtube.c om/watch?v=QiMech oyEJY (Erişim: 23Aralık 2011)
5.Ofis birimlerinin ismi ilgi çekicidir. “Ultimüs (en son en yeni), ınventüs (bulmak, keşfetmek), Miratüs (gıpta edilen,hayranlıkla izlenen), Optimüs (en iyi, mükemmel), Dilatüs (başkalarını geride bırakan), Admirüs (hayranlık verici)…” gibi isimler, sektördeki diğer kuruluşlarla rekabet halindeki Yapı Kredi’nin Üssü nasıl algılandığını gösterir. http://tr.wikipedia.org/ (Erişim: 2 Ocak 2012)
6.Üste kullanılan “tartan-grid” ve iklimsel problemlere getirdiği çözümler ile ilgili bakınız: Hawkes ve McDonald, 2002.
7.Krauss, 1985.
8.Smithson, 1968.
9.Allen, 1999, s.55.
10. Mimari projede Alev Dağlı Tanrıkulu, Tuberk Altuntaş ve Mert Üçer yardımcı mimar olarak yer almıştır. Statik proje Aydın Pelin-Can Binzet Mühendislik tarafından yapılmıştır.
11. Mehmet Kütükçüoğlu ile yaptığım söyleşiden. (17 Aralık 2011,İstanbul)
12. Burada, mimarların Üssün yeniden düzenlenmesi kap- samında sokaklara önerdikleri, kendi deyimleriyle ”kirleten müdahalelerine” gönderme yapmak mümkündür. “Kirletmek” ile ifade edilen sadece geçiş olarak çalışan ve sosyalleşme alanları olarak kullanılamayan sokaklara yeni işlevler yükleyerek (kafe, bar, kütüphane, sergi) canlandırmaktır. (Mehmet Kütükçüoğlu ile yaptığım söyleşi,17 Aralık 2011,İstanbul
13. Teğet Mimarlık ve McAslan’ın yaklaşımları,9KareGrid’in bir köşesindeki kareyi açılı konumlandırarak tekrar eden 8 kareye eklemleyen Charles Correa’nın Kendra Müzesi’ni (1986) bağlamlaştıran çabasını çağrıştırır.
14. Ertuğ Uçar. http://www.arkitera.co m/haber/index/detay/-ykb-bankacilik- akademisi (Erişim: 2 Ocak 2012)
15. Hülya Ertaş ve Mehmet Kütükçüoğlu söyleşi, Ocak 2010, s.30.
16. Bundan dolayı olsa gerek ki YKB reklamları Üsse uzaktan yaklaşırken bakan, o zaman için boş olan batı köşesini
odağa alan imajla sonlandırılır.
17.www.arkiv.com.tr/p9392 (Erişim: 6 Ocak 2012)
18. Bölünen mekânların, özellikle sınıfların çalışma kapasitesi değişkenlik gösterebildiği için mekanik sistem her mekânda bağımsız çalışabilecek şekilde yapılmış.
19. Sokağın çatısı ve manzaraya açılan büyük cephesi, 3 cidarlı camdan daha hafif olan ETFE (hava yastıkları) ile
geçilmiş. Mimarların çok memnun olmadığı fakat bu yastıkların getirdiği bir zorunlu- luk olarak ortaya çıkan tonoz çatı “tesadüfen” mevcut yerleşkeye yapılmış başka bir göndermedir. (Bakınız: Hülya Ertaş ve Mehmet Kütükçüoğlu söyleşi, Ocak 2010, s.30.) Manzaraya açılan cephenin sınırlı şeffaflığından dolayı endüstriyel peyzaj en iyi yemekhane katından izlenebilmektedir.
20. “Bakır ikinci cephe birinci cephenin önünde tülden bir duvar” oluşturur. Bakır tül geçirgen bir güneş kırıcı olarak görev görür ve sınıflar için ideal şartları sağlar. Mehmet Kütükçüoğlu ile yaptığım söyleşiden (17 Aralık
2011, ıstanbul)
21. www.arkitera.com/ha ber/index/detay/-ykb- bankacilik-akademisi (Erişim: 2 Ocak 2012)
22. Bina dışarıdan bakıldığında gündüz opakdır, içeriyi göstermez. Gece ise iç mekânlar aydınlatıldığında şeffaflaşır; yapının canlı ve renkli iç dünyası kendini dışarıya gösterir. Doğal bir malzeme olan bakır (cephe)“mevsim dönümlerine ve senelere yayılan doğadaki dönüşümlere kendi kimyasal ritmiyle ayak uyduracaktır.” Hülya Ertaş ve Mehmet Kütükçüoğlu söyleşi, Ocak 2010, s.33.
23. Burada bahsedilen “örnek problem çözümü” Thomas S. Kuhn’un “paradigma”sıdır. Kuhn’a göre paradigmalar örnek problem çözüm- leridir. Daha fazla bilgi için bakınız: Kuhn, 1977.