Odakule Pasajı 2019-03-22T11:34:21+03:00

Project Description

Odakule Pasajı

Client: İstanbul Sanayi Odası // Odakule Pasajı Ulusal Tasarım Yarışması
Date: 2019
Location : Beyoğlu / İstanbul
Team : Mehmet Kütükçüoğlu, Ertuğ Uçar, Hande Ciğerli, Onur Akın, Ethem Aybar, Oğul Öztunç, Ece Ünübol, Beyza Paksoy, Begüm Tırpancı, Serdar Albaz, İsmet Bilgin, Yıldırım Erbaz

İstiklal Caddesi misali ana arterler, sadece başı sonu olan kendinden menkul yapılar değillerdir. Beyoğlu örneğinde olduğu gibi, daha etli butlu bir kent mekanından beslenirler. Berisindeki mahalleleri bağlayan dik sokaklar, pasajlar ve geçitler sayesinde hayatiyet kazanırlar. Odakule geçidi bunlar arasında özgün örneklerden biridir. Burada kamusal ile özel olan iç içe girmiş, birbiriyle kentin lehine anlaşmıştır. Geçit, inşa edildiği tarihten bugüne artan bir şekilde İstiklal Caddesinin önemli giriş kapılarından biri olarak kent belleğinde yer edinmiştir. Bölgedeki yaya hareketi için kapladığı alana oranla çok büyük öneme sahiptir.

Odakule geçiti Tepebaşı tarafındaki yaya indirme ceplerinden, duraklardan ve otoparklardan gelen kalabalıkları caddeye taşır. Çok değerli ama bir o kadar da sınırlı cadde cephesi bu tip bağlantılarla çoğalır. Zaman içerisinde oluşan bu değer, kaçınılmaz olarak omurgaya yanal bir derinliği zorlar. Böylece caddenin enerjik hayatı kendisine yeni yuvalanma mekanları arar ve bulur. Çiçek pasajı, St Antuan’ın bahçesi, Hazzopulo avlusu, Galatasaray meydanı, balık pazarı, Asmalımescit bu genişlemenin ürünleridir. Söz konusu derinlik sadece dik sokak ve geçitlerle sağlanmaz. Ara sıra beliriveren ‘cep’ ler, aksi halde biteviyeleşen koridora derinlik kazandırır; bir nefes alma şansı yaratırken arkadaki dünyayı caddeye taşıma imkanını da hazırlar.

Geliştirdiğimiz öneride bu ikili durum gözetilmiştir. Odakule sadece bir geçiş olarak değil, aynı zamanda bir duraklama, nefes alma ve temaşa mekanı olarak sunulmuştur. Bugün İstiklal Caddesine verilebilecek en iyi hediye tam anlamıyla kamusal bir açık hava cebidir. Bir türlü dikiş tutturamayan Taksim Meydanının geldiği son noktayla bu ihtiyaç daha da belirginleşmiştir. Programı yazılmamış, hemşehrilerin ve ziyaretçilerin kendi ifadeleriyle içerik ve anlam kazanacak bu tip mekanlar kent yaşamı ve deneyimi için çok değerlidir. Kabul edelim ki bugün caddede dur durak bilmeden akıp giden kalabalıklar için böyle bir imkan yok denecek kadar azdır.

Geçidin cadde ile buluştuğu yer bu bakışla tasarlanmıştır. Alanı tarumar eden, bölük pörçük parçalara ayıran duvarlar, çitler, peyzaj elemanları ve tesisatlar yeniden düzenlenerek, tek ve kesintisiz bir kent yüzeyi elde edilmiştir. Bu yüzey halihazırda arka planda parmaklıklar ardına hapsolmuş kiliseyi cadde ile buluştururken; iki farklı kotu bağlayan basamaklarla sahnesi İstiklal Caddesi olan bir açık hava tiyatrosu inşa edilmiştir. Burası mevsimlerin, haftanın ve günün farklı zamanlarında insanların soluklanmak, sohbet etmek, güneşlenmek, kahve içerken bir şeyler okumak, bir sokak gösterisini izlemek ya da sadece caddedeki insanların bir yandan diğerine akışına şahit olmak için duraklayabilecekleri bir yer olacaktır.

Söz konusu olan, parsel sınırlarını aşıp birbirleri ile çoktandır kavuşmayı bekleyen kopuk kent parçalarını bütünleştiren arabulucu bir yüzeydir. Böylesi bir fırsat parsel çizgileriyle heba edilmemelidir. Esasında önerilen, Odakule yapısının tasarımında ortaya konulmuş anlayışın bir devamıdır. Kent, yapının içinden geçmekte; bina, parsel ve kent sınırları tek bir bütün içerisinde kaynaştırılmaktadır. Projede bu prensip genişletilmiş, çevre binalar ve ara mekanlar da bu anlaşmaya dahil edilmiştir. Bu düşüncenin doğal bir uzantısı olarak Odakule’nin zeminini oluşturan ve çevreye dikişsiz nüfuz eden tüm düşey ve yatay yüzeylerin prekast mozaik beton ile kaplanacağı öngörülmüştür.

Geçit mekanı farklı ritim ve onlara eşlik eden program/yapılarla donatılmıştır. Tepebaşı’nda küçük bir kahve ile İstiklal Caddesi tarafında kilise önündeki basamaklar iki uçtaki duraklama mekanlarıdır. Sırasıyla ‘Kuşlar’ ve ‘Göktaşı’ ile işaretlenmişlerdir. Aradaki geçiş aynı zamanda Sanayi Odası için bir sergi yüzeyi; geçidin Tepebaşı ayağındaki Pera Müzesi ile İstiklal Caddesi arasında bir açık hava müzesidir. İnsanların yürüyüşüne eşlik eden kesintisiz vitrin sayesinde bir çoğumuzun belki de haberdar olmadığı Cumhuriyet sanayinin kazanımları sergilenecek, Oda’nın iletişimine boyut kazandırılacaktır. Bu işlevle 75 metrelik geçidin kahve ve tiyatro arasında kalan 50 metrelik sağır kısmı canlanacaktır.